Güçsüzlük

Bir laboratuarda deney yapiliyor. Içinde bir büyük ve çokça küçük
baligin oldugu kocaman bir akvaryum konuyor.Haliyle, büyük
olan
aciktikça küçükleri yiyor…
Daha sonra akvaryumun ortasina dikey bir cam yerlestiriliyor
Böylece akvaryum ikiye ayriliyor. Büyük balik bir tarafa küçük
baliklar da diger tarafa yerlestiriliyor.Büyük balik cam
bölmeyi gecmek ve küçük baliklari yemek için defalarca deneme
yapiyor.
Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor. 28 saatin sonunda
büyük balik artik diger tarafa gecmek için mücadele etmeyi
birakiyor.
Deneyin sonunda cam bölme kaldiriliyor.
Çok ilginç bir sey oluyor !!! Büyük balik küçükleri
yemek için hiçbir hamle yapmiyor. Saatler gectigi halde onlari
yemedigi görülüyor. Buna psikolojide “Ögrenilmis Güçsüzlük”
deniyor.
Istatistiklere göre bir çocuk ergenlik yasina gelinceye
kadar ortalama 148.000 defa anne babasinin, “yapma; elleme,
dokunma,” gibi sözlerini duyuyor. Böyle olunca da çocukta
büyüyünce “yapamama”, “edememe” özellikleri gelisiyor ve
özgüvenini
yitiriyor.

Kaynak: Google Grups

ADSL Ücretlerinde İndirim!

Ankara (AA) – Türk Telekomünikasyon A.Ş Genel Müdürü Paul Doany, 1 Nisan 2007 tarihinden geçerli olmak üzere genişbant internet (ADSL) kurulum ücretlerinde yüzde 51, erişim ücretlerinde ise yüzde 6 ile yüzde 55 arasında değişen oranlarda indirime gideceklerini açıkladı.

Doany, ADSL talebini karşılamak için bu alanda büyük yatırım yapacaklarını, sabit hatların yüzde 80’inin ADSL hizmeti verebilme kapasitesine erişeceğini kaydetti. Yıl sonu itibariyle kurulu ADSL kapasitesini 6.9 milyon aboneye ulaşacağını belirten Doany, ADSL pazarını büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti.

ADSL ücretlerinde internet servis sağlayıcılarına yönelik yapacakları indirimin önemli bir destek olacağını dile getiren Doany, ADSL kurulum ücretlerini yüzde 51 oranında indireceklerini belirtti.

Paul Doany’nin verdiği bilgiye göre, veri akış erişiminde 2024 kbps hızda yüzde 55, 1024 kbps hızda yüzde 38, 512 kbps hızda yüzde 16 ve 256 kbps hızda yüzde 6 oranında indirim yapılacak.

Kotalı ADSL erişim ücretlerinde ise, 1024 kbps hızda 9 GB limitli erişim ücretinde yüzde 35, 6 GB limitlide yüzde 25 indirime gidilecek, 3 GB limitli ise 4 GB limite yükseltilecek.

Kotasız erişimde de 2048 kbps hızda yüzde 44, 1024 kbps hızda yüzde 32, 512 kbps hızda yüzde 14 ve 256 kbps hızda yüzde 3 oranında indirime gidilecek.

Bilgi ve Çeşitleri

Bilenle (özne/suje) bilinen (nesne/obje) arasında kurulan bağın sonucunda açığa çıkan ürün bilgidir. Felsefe, bilgi konu olunca, öncelikle ve genel olarak, insan bilgisini konu edinir. Bilen “insan”, bilinen ise “insanı çevreleyen diğer tüm varlıklar”dır. Öyle ki insanın kendisi dahi çoğu zaman insan bilgisinin nesnesini oluşturur. Bilgi sürecinde bilenle bilinen arasında kurulan bağ(bilgi aktı), bilgiyi önemli ölçüde etkiler. Bilginin kaynağını oluşturan bu ilişkiler yumağı, bilginin doğruluk değerini etkiler.

İnsan, bilgiye ulaşırken, duyum süreci, deneyim, akıl, inanç, sezgi gibi bilgi bağlarını kullanır. Her bağ farklı bilgiler oluşmasını sağlar. İnsan bilgisi farklı sınıflara ayrılabilir. Birbirlerine benzeyen ve birbirlerinden farklılaşan yanları bulunan bilgi türleri şunlardır:

Gündelik Bilgi

Yaşantılardan elde edilen pratik bilgilerin genel adı gündelik bilgidir. İnsan yaşamını kolaylaştıran ve sürdüren bu bilgi türü, sahip olduğumuz en eski bilgi çeşididir. Yaşamı kolaylaştırmanın ötesinde; onu olanaklı da kılan gündelik bilginin kaynağı yaşantının kendisidir. Deneyimler ve yaşantılardan doğar ve genellikle de duyum sürecine dayanır. Yaşadığımız fiziksel ve toplumsal çevreden etkilenen gündelik bilgi, bu açıdan kültürel farklılıklar taşır. Hatta giderek herkese göre farklılıklar taşır; çünkü herkesin deyimleri, yaşantıları ve bunun ötesinde de hayattan beklentileri, faydası, çıkarı birbirinden ayrıdır. Herkesin üzerinde anlaşabileceği tek bir doğru bulmak olanaksızdır. Bu nedenle de gündelik bilgiler felsefenin ana konusunu oluşturmazlar.

Gündelik bilginin elde edilmesinde izlenen yol, yani yöntem, de daha çok andırım (analoji) türü olmasına karşın; kültüre, hatta bireylere göre ayrılıklar gösterir. Gündelik bilgiye ulaşmamıza yarayan genel-geçer tek bir yöntem yoktur. Çok ve farklı yöntemlerle elde edilen gündelik bilgi için; bu yöntem çokluğu nedeniyle bazı düşünürler; yöntemsiz bilgi diye söz ederler. Oysa gündelik bilgiye ulaşmak için çok farklı yöntemler vardır ve bu yöntemlerden her biri kendine göre doğrudur.

Gündelik bilgi, az ya da çok, nesnellik taşır. Çünkü insan, yaşamını sürdürebilmek için, doğaya uygun bilgiler edinmek durumundadır. Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir. Ancak yine de bu bilgilerde az çok neden-sonuç ilişkileri bulunur. Ama zorunluluk ve ölçü yoktur.

Gündelik bilgilerin konuları, yaşamın her alanına ait ve genellikle de rastlantısal olmanın yanı sıra, birbiriyle uyumlu olmak zorunda da değildirler. Hatta derin çelişkiler dahi taşıyabilirler. Bu nedenle de düzensiz bilgiler olarak da adlandırılırlar.

Tüm bu olanaksızlıklarına karşın gündelik bilgiler, binlerce yıl, teknik bilgiye kaynaklık etmişlerdir. Hatta hem geçmişte hem de günümüzde gündelik bilgilerin diğer bilgi türlerini etkilediklerini veya onlara kaynaklık ettiklerini de gözlemleyebiliriz.

Özetle Gündelik Bilgi

  • Yaşantılardan ve deneyimlerden doğar.
  • Duyum ve algılara dayanır.
  • Yaşamı kolaylaştırır, hatta yaşamı olanaklı kılar.
  • Görelidir. Kültürden kültüre ve hatta bireylere göre değişir.
  • Analojiktir.
  • Farklı yöntemlerle elde edilir. Genel bir yöntem yoktur.
  • Az ya da çok nedensellik taşır. Zorunluluk yoktur.
  • Sistematik değildir, konu bütünlüğü ve mantıksal tutarlılık olmayabilir.
  • Kendinden farklı bilgi türlerine kaynaklık edebilirler.

Din Bilgisi

Bilenle bilinen arasındaki bağın, bu iki unsurun dışında aşkın bir varlığa olan inançla kurulan bilgi türüdür. Fizik yasalarının ötesinde bir yaklaşım olduğu için metafizik (fizikötesi) bilgiler olarak da değerlendirilirler. Din bilgisinin temel mantığı; evreni ve beni yaratan üstün varlık (genellikle tanrı) en doğru bilgiye sahiptir, “O halde doğru bilgi için onu dinlemeli ve ona yönelmeliyim.” düşüncesinden kaynaklanır.

İnanç esasına dayanan din bilgisi dogmatiktir. Dini bilgilerden şüphe duyulamaz ve dini bilgiler mutlaktır. Fakat mutlaklık, o inanç sistemine inananlar arasında söz konusudur. Başka bir inanca sahip bir kişi içinse yine ve ancak kendi inançları mutlak, değişmez ve tartışılmazdır. Böyle değerlendirildiğinde, tüm mutlaklık iddialarına karşın, din bilgisi de görelidir.

Din bilgisinin doğruluk değeri doğaya uygunlukta aranmaz. Doğa din bilgisine uymuyorsa; yanlış bilgide değil, doğadadır.

Din bilgisi sistematiktir. Dünyaya özgün bir bakıştır. Kendi içinde mantıksal bir tutarlılık taşımaktadır. Ayrıca düzenleyici ve yaptırımcı bir güce de sahiptir. Genellikle örgütlüdür.

Din temel olarak üç ana unsurdan oluşmaktadır. Bunlar:

İnançlar:
Üstün varlık ve evrene ait temel inaklar vardır. Bunlar tartışmasız ve kuşkusuz kabul edilmek zorundadır. İnançlar sistemi dinin, en sabit (durağan – statik) ve en mutlak bilgilerini oluşturur. Aynı dine ait mezhep arasında bile genel bir uzlaşı söz konusudur.

İbadetler:
Üstün varlığa karşı kulluk görevinin yerine getirilmesi için yapılması gerekenlerdir. Aynı mezhep ve tarikatlar bazında mutlak olan ibadet bilgileri, farklı tarikat ve mezheplerde, çelişen davranışlar bile içerebilmektedir. Bunun da ötesinde, zaman içinde de ibadetlere ilişkin değişiklikler söz konusu olabilmektedir. Yani din bilgisinin az çok mutlaklık içeren ama aynı ölçü de değişebilen kesimidirler.

Hukuk ve ahlak kuralları:
Üstün varlığa inanmanın, ona ibadetin yanı sıra, dinler; insanlara kendi kurallarına göre bir toplumsal düzen (hukuk) ve vicdani tavır (ahlak) önerirler. Hatta önermekle de kalmaz bunu yaşama geçirmek için zorlayıcı da olurlar. Hukuk ve ahlaka ait bilgiler din bilgileri içinde en az mutlak olanlardır. Çünkü dinler yaygınlaştığı ölçüde, farklı toplumsal kültürlerin etkisiyle, farklı yaşam biçimlerine dönüşür. Hem yer, hem de zamana göre değişerek mutlak olmaktan uzaklaşır.

Özellikle de günümüz laik toplumlarında din, bir yaşam biçimi olmaktan ziyade, vicdan olayı biçimine dönüşerek tanrı ile insan arasında bir ilişki ve bilgi biçimine dönüşmüştür.

Özetle Dini Bilgi

  • İnanca dayanır.
  • Dogmatiktir.
  • Sistematiktir.
  • Doğaya uygunluk aranmaz.
  • Mutlaktır. Ancak değişmez değil tersine görelidir.

Teknik Bilgi

İnsan doğayı değiştirirken alet yapar ve bu aletleri kullanır. Alet yapmak için gerekli bilgi teknik bilgidir. Teknik bilgi, adını, Yunanca “beceri” anlamına gelen “techne-tekne” sözcüğünden almıştır.

Teknik bilgi, somut varlık alanına ait bilgidir. Teknik bilgi, özellikle başlangıç döneminde gündelik bilgiye dayanmaktadır. Günümüzün gelişmiş toplumlarındaysa tamamen bilimsel bilginin bir uygulama alanı biçimindedir. Bu nedenle de Bilim ve Teknik birbirinden ayrılmaz bir bütünlük içerisindedir. Hatta toplumların gelişmişlik düzeylerine ilişkin önemli bir ölçüdür.

Teknik bilgi, yaşantılar ve deneyimlerden çok, akla ve düşünceye dayanır. Teknik yaratıcı insan aklının ürünüdür. Bir anlamda da teorik bilgilerin somutlaşmasıdır. İnsanlığın ortak değerleri arasında yer alır, yani evrenseldir.

Amacı, ürettiği alet aracılığıyla doğayı insan lehine değiştirmek ve insanı daha iyi yaşatmak olan teknik bilgi; çoğu zaman hayatı zorlaştırır bir nitelik taşıyabilmektedir. Teknik, bugün, insanın önünü açmak şöyle dursun, doğrudan insanı yok etmeye yönelik silah teknolojisi biçiminde ya da yarattığı pek çok çevre sorunuyla insanlığın geleceğini tehdit eder duruma dahi gelmiştir.

Teknik bilgi, tarihsel süreç içerisinde, üç farklı aşama geçirmiştir.

  1. Alet teknolojisi,
  2. Makine teknolojisi,
  3. Otomasyon teknolojisi.

Sanat Bilgisi

Teknik gibi sanat da insanın doğada olmayan bir şeyi yaratması, üretmesi demektir. Ancak teknikte amaç insan yaşamını kolaylaştırmaktır. Sanatın buna benzer pratik bir amacı yoktur. Sanat üretiminin amacı “güzel” ve estetik hazdır.

Sanat bilgisine ulaşılırken, akıl, düşünme gibi bilgi aktlarının yanı sıra, düş gücü, sezgi gibi bağlar da kullanılır.

Sanat bilgisi hayale geniş ölçüde yer verdiğinden sanat bilgisinin doğaya uygun olması zorunlu değildir. Sanatın, objelere ilişkin doğru bilgiler vermek gibi bir amacı yoktur.

Sanat bilgisi, yaratıcı insan akılının ürünüdür. Bu açıdan, sanat bilgisi, öznel ve özgün bir üründür. Eşsizlik onun en belirgin özelliğidir. Aynı sanatçı bile farklı zamanlarda, aynı objeyi, farklı bir tavırla ele alıp farklı yorumlara ulaşabilir.

Sanat bilgisi farklı araçlarla ifade edilebilir. Bu da, aynı temaların farklı malzemelerle işlendiği, çok farklı sanat alanlarının doğmasını sağlar. Resim, müzik, heykel, edebiyat, sinema, mimari, tiyatro gibi pek çok sanat dalları vardır.

Bilimsel Bilgi

Sınırları önceden belirlenmiş bir alanda, bilmek amacı ile, genelgeçer bilgilere ulaşmak için, sistemli olarak ve belli bir yöntemle elde edilen bilgilerdir.

Kaynak:felsefe.info

Paradigmalarımızın Gücü

Diyelim ki Ankara’nın merkezinde belirli bir yere gitmek istiyorsunuz. Kentin yol haritası, istediğiniz yer ulaşmanıza yardımcı olacaktır. Ama diyelimki size yanlış harita verildi. Bir baskı hatası yüzünden üzerinde “Ankara” yazılı harita aslında İzmir’in haritası. Boş yere nasıl didineceğinizi, gideceğiniz yere varabilmek için göstereceğiniz çabanın nasıl boşa çıkacağını düşünebiliyormusunuz?Davranışınız üzerinde çalışabilirsiniz. Daha fazla çaba gösterir, daha çok çalışır hızınızı iki katına çıkarırsınız. Ama bütün bu çabalarınız sizi yalnızca yanlış yere daha hızlı götürür.

Tutumunuz üzerinde çalışabilir, daha olumlu düşünebilirsiniz. Yinde istediğiniz yere ulaşamazsınız. Ama buna aldırış etmeyebilirsiniz. Tutumunuz öylesine olumludurki, nereye giderseniz gidin mutlu olursunuz.

Ne var ki, yinede yolunuzu kaybetmiş olursunuz. Temel sorunun davranış yada tutumunuzla bir ilgisi yoktur. Bu tamamen elinizde yanlış harita bulunmasıyla ilgilidir.

Elinizde Ankara’nun doğru haritası varsa, o zaman çaba önem kazanır. Yolda sizi hüsrana uğratan engellerle karşılaşırsanız, o zamna tutum büyük bir fark yartabilir. Ancak ilk ve en önemli koşul haritanın doğru olmasıdır.

Hepimizin kafasının içinde bir çok harita vardır. Bunlar iki ana gruba ayrılabilir: şeyleri oldukları gibi gösteren haritalar, yani gerçeklikler; ve şeylerin nasıl olmaları gerektiğini gösteren haritalar, yani değerler. Yaşadığımız herşeyi bu zihinsel haritalara göre yorumlarız.

Ender olarak doğru olup olmadıklarını kendi kendimize sorarız; genellikle bunlara sahip olduğumuzun farkına bile varmayız. Yalnızca gördüğümüz şeylerin gerçekten öyle olduklarını; yada öyle olmaları grektiğini varsayarız.

Tutumlarımız ve davranışlarımızda bu varsayımlardan doğar. Onları görüş biçimimiz, düşünce ve davranış tarzımızın kaynağıdır.

Kaynak:CanDostluk